Anasayfa / Gezi Konulu Yazılar / Göreme Açıkhava Müzesi

Göreme Açıkhava Müzesi


Göreme Müzesi

Yaşamın peri bacaları ile iç içe sürdüğü Kapadokya'nın şirin beldesi Göreme'nin tarihi anlamda en önemli yeri Göreme Açıkhava Müzesi'dir. Müze kaya içine oyulmuş manastırlar, kiliseler, şapeller, yemekhaneler, mutfaklar ve yaşam alanlarından oluşmaktadır. Bu bölge Hıristiyanlık tarihinde önemli bir kişi olan Kayseri Piskoposu Aziz Basil tarafından 4. yüzyılda bir dini eğitim ve düşünce merkezi olarak kurdurulmuş. Hıristiyanlık düşüncesine bir çok yenilik getiren Aziz Basil'in fikirleri ilk olarak burada öğretilmeye başlanmış. Bölgedeki manastır hayatı 1000 yıl kadar sürmüş.

Kırağıların ağaçları bahar beyazlığına büründürdüğü bu güzel kış gününde Göreme Açıkhava Müzesi'ni ziyaret etmek için yola düştük. Aralık ayında olduğumuz için ortalık alışkın olmadığımız kadar sakindi. Önceden defalarca gelmeme rağmen ilk defa böyle doyasıya gezebilme ve fotoğraf çekebilme imkanı buldum.

Hemen müze girişinde bulunan bu ilk yapı Rahibeler manastırıdır. Yani kız öğrencilerin eğiitim gördüğü yerdir. İçinde yemekhanesi, mutfağı, şapeli, kilisesi bulunan 7 katlı büyük bir komplekstir. Katlar birbirine tünellerle bağlanmış. Girişteki tabelada ilk iki katının gezilebildiği yazıyor ama biz gittiğimizde kapalıydı.

Burası rahibeler manastırının hemen karşısında bulunan rahipler manastırı. Yani erkek öğrencilerin okulu. Rahipler manastırı da yine rahibeler manastırı gibi çok katlı biryer ama katlar arası geçiş doğal yıkıntılar nedeniye kapandığı için girişteki birkaç oda haricinde gezilebilen biryeri yok.

Kapadokya bölgesindeki vadilerin başlangıç bölümlerinde genellikle büyük kaya blokları oluşumları vardır. Bu doğal aşındırmanın bir sonucu. Göreme Açıkhava Müzesi de böyle bir vadinin hemen başlangıç kısmında kurulmuş. Çevredeki hemen her kaya bloğunun içi oyularak çeşitli amaçlarla kullanılmış. Bölge müze haline dönüştürüldükten sonra çevre düzenlemesi yapılarak geziye uygun hale getirilmiş.

Müzedeki ilk durağımız hemen girişte bulunan Aziz Basil Şapeli. Bizde nasıl Cami'nin küçüğüne Mescit deniyorsa Kilise'nin küçüğüne de Şapel deniyor. Şapeller çoğunlukla belli bir kişi için inşa ediliyor ve Kiliselerden farklı olarak mezar bölümleri de oluyor. Burası da Aziz Basil'e özel inşa edilmiş bir şapel. Kilise girişlerinde bulunan ve asıl bölümden kolonlarla ayrılan bölüme Narteks deniyor. Bu şapelin narteks bölümünde önemli kişilerin gömüldüğü bir mezarlık var. Mezarlık başlarındaki oyuk kısımlar çocuk mezarı olarak bilinir ancak bunlar güzel kokular yerleştirmek ve daha mistik bir atmosfer yaratmak için yapılmış.

Mezarlıkların solundan şapel kısmına geçiliyor. Kiliselerin asıl bölümüne nef denir ve genellikle oturma bölümleri ile çevrelenir. Duvarlara oyulan küresel bölümlere ise apsis deniyor. Kilise mimarisinde sıkça görülen bu mimari yapılarla ilgili terimleri geziniz sırasında kilise girişlerinde bulunan açıklamaları okumak için faydalı bulabileceğinizi düşünüyorum.

Kiliseden çıkıp biraz yürüdükten sonra hoş bir vadi manzarası ile karşılaşacaksınız. Güvercinlikler ile süslü bu vadinin birçok enteresan fotoğrafını çekmiştim ama bu defa beyaz ağaçların önplanda olduğu manzarayı görebilme fırsatım oldu.

Ortam gerçekten çok etkileyici. Önceki yazılarımda da sık sık tekrarladığım gibi bölgenin bir düşünce merkezi olarak gelişmesinde doğanın mistik atmosferinin büyük katkısı olduğunu tahmin edebilmek hiç zor değil. Kapadokya her mevsim gerçekten bir başka güzel.

İkinci durağımız Elmalı Kilise'ye böyle bir tünelden geçilerek ulaşılabiliyor. Eğer tünelden geçmek istemezseniz biraz daha yürüyerek arka taraftan da kiliseye geçebilirsiniz ama tünel daha eğlenceli..

Elmalı Kilise aslında çok büyük bir kilise değil ancak gerek mimarisi gerek se süslemeleri nedeniyle bir sanat eseri. Tavan 4 sütunla desteklenmiş 9 kubbeden oluşuyor ve her bir kubbe değişik sahnelerde süslenmiş.

Bu kiliseye Elmalı kilise denmesinin nedeni Ana apsisin hemen önündeki kubbenin içinde bulunan Archangel Michael tasfirinin elinde tuttuğu küresel nesnenin elmaya benzetilmesidir. Archangel Michael bizim dinimizde de 4 büyük meleklerden biri olan ve doğa olaylarının idare edilmesinden sorumlu Mikail'dir.

Kiliseyi gezdiğinizde fresklerin neden bu kadar canlı ve bozulmamış olduğunu merak edebilirsiniz. Bunun nedeni 90'lı yıllarda müzedeki kiliselerde yapılan restorasyondur. Restore edilmiş kiliselerde fresklerin restorasyondan önceki hali referans olarak kullanılması için dokunulmadan bırakılır. Elmalı kilisedeki fresklerin restore edilmeden önceki halini sağdaki apsisin içindeki küçük karede görülebilmektedir. Kilisedeki freskler doğal tahribattan çok üzerlerine isimler yazılmak suretiyle tahrip edilmiş.

Elmalı kilisenin önündeki bu muhteşem vadi manzarasını seyrederek sıradaki durağımız olan Azize Barbara kilisesine doğru ilerliyoruz.

Azize Barbara Kilisesi Mısırlı olan ve hıristiyan inancı nedeniyle babası tarafından öldürüldüğü için şehit kabul edilen Azize Barbara adına yapılmış. Bölgedeki kiliselerde iki boyama tekniği göze çarpıyor. Bu kilisede kırmızı boya ile direk kaya üzerine boyama tekniği yoğun olarak kullanılmış. Kaya boyayı emdiği için boya kazınsa bile çıkmadığından bu boyama tekniği daha dayanıklı.

Kilisenin köşelerinde bulunan sütunlu kubbelerin aralarına da yine direk kaya üzerine boyama tekniği ile çeşitli freskler yapılmış. Fotoğraftaki freskin Hz. İsa'ya ait olduğunu başının etrafındaki halkanın içinde bulunan haç işlemesinden anlıyoruz. Aziz ve melek tasfirlerinin başlarının etrafına daire şeklinde bir sembol işlenir ancak sadece Hz. İsa figurlerinde başı çevreleyen halkanın içinde haç simgesi bulunur.

Azize Barbara Kilisesi'nden ayrılıp Yılanlı kiliseye doğru giderken yolda Erdem kiliselerde sıkça görülen hem boyama hem de kabartma şeklinde yapılmış malta haçı sembolünün nasıl oluştuğunu toprağa çizerek anlatıyor. Meğer bu sembol Hz. İsa'nın isminin Grek harfleri ile yazılışında kullanılan harflerin birleşiminden oluşuyormuş.

Yılanlı Kilise adını ejderha ile savaşan Aziz George tasfirinden alır. Duvardaki yeşil ejderha figürü yılana benzetildiği için yılanlı kilise olarak adlandırılmış. yılanlı kilise küçük ve muhtemelen tamamlanmadan yarım bırakılmış bir kilisedir.Aslında kilisedeki en ilginç figür uzun sakalıyla yarı kadın yarı erkek olarak tasfir edilmiş Aziz Onuphrius tasfiridir. Aziz Onuphrius Mısır çöllerinde keşiş hayatı yaşayan bir hermitmiş.

Yılanlı kilisenin en ilginç süslemelerinden birisi giriş kapısının üzerinde bulunan ve bir dama tahtasını andıran süsleme. Sadece süs olsun diye yapılmış gibi görünen bu desenin ilginç bir hikayesi var. Hz. İsa çarmıha gerildiğinde Romalı askerler Hz. İsa'nın mallarını paylaşamışlar. Şekildeki gibi kareler çizerek eşyaları karelerin üzerine koymuşlar. Sırası gelen asker karelere taş fırlatarak taşın durduğu karenin üzerindeki eşyayı almış. Kapının üzerindeki kare şekilleri bu eşya paylaşımını simgelemektedir.

Yılanlı kiliseden sonra mutfak ve kiler olarak kullanılmış bir yere geliyoruz. Burası temelde bir eğitim merkezi olduğu için yemekler topluca pişirilir ve yenirmiş. Bu nedenle mutfak ve kiler bölümleri topluca yemek pişirilmeye uygun büyüklükte yapılmış.

Mutfak bölümündeki ilginç yerlerden birisi de üçüncü fotoğrafta görebileceğiniz tandır bölümü. Tandırlar o devirlerde yemek pişirmek için ocak olarak kullanılan yerler. Günümüzde de köylerde topraktan yapılarak ekmek pişirmek için kullanılan bu ocakların kökünün yüzyıllar öncesine dayandığını görmek çok ilgi çekici. Eğer Kapadokya bölgesine özgü önemli yöresel yemeklerden biri olan çömlek kebabı yerseniz bu mutfak bölümü mutlaka aklınıza gelecektir. Çünkü orjinal çömlek kebabı tandıra gömülerek pişirilmektedir.

Bu da yanında üzüm ezmek için şırahanesi de bulunan şarap mahzeni. İçi toprakla dolu ama yerin altına gömülmüş büyük toprak küplerin ağız kısımlarını görebilmek mümkün. Şarabın lezzetini koruması için güneş ışığı gibi etkilerden uzakta ve serin ortamlarda saklanması gerekir. Şarap küplerinin yeraltına gömülmesinin nedeni budur.

Bölgedeki hayatı gözünüzde en iyi canlandırabileceğiniz yer kuşkusuz bu yemekhane bölümüdür. Karşılıklı oturarak 40-50 kişinin bir arada yemek yiyebileceği büyüklükteki bu yemek yeme yeri masa olarak kullanılan büyük taş bloğunu çevreleyen oturma yerlerleri ile dikkat çekmektedir.Masanın sonunda yerdeki dikdörtgen alan üzüm ezmek için kullanılan bir şırahanedir. Şırahane ve şarap servisi yapmak için kullanılan yerler bulunması bu yemekhanenin hocalar veya önemli kişilerin yemek yediği bir yemekhane olduğunu göstermektedir. Çarıklı kilisenin altında bulunan ikinci yemekhanede öğrenciler yemek yediği için şarap servisi yapılan yerler bulunmaz.

Yemekhane bölümünden çıktıktan sonra müzedeki en önemli kilise olan Karanlık kiliseye geliyoruz. Karanlık kilise hem üst bölümlerde bulunduğu hem de güvercinlik olarak kullanılmış olduğu için insan tahribatından iyi korunmuş bir kilisedir. Ayrıca kilise içi çok küçük bir pencereden hafif bir ışık aldığı için freskleri  boyamak için kullanılan boyaların renkleri de tüm canlılığını korumuş. Zaten kiliseye Karanlık Kilise denilmesinin de nedeni karanlık olmasıdır. Fotoğraftaki alan kilisenin dışardan görünen ve yıkılmış olan narteks yani giriş bölümü. Alttaki bir tünelden merdivenlerle yukarı çıkılarak kilise bölümüne geçiliyor. Müzeye Müze Kart ile girmiş olsanız bile Karanlık Kiliseyi gezmek için ayrıca kişi başı 8 YTL ücret alınıyor. Bu kilise için neden ayrıca ücret alındığını sorduğumuzda görevlilerden kilisedeki doğal tahribatın çok fazla olduğunu ve kalabalık girişlerin önlenmesi için böyle bir ücret alındığını öğreniyoruz. Kısacası özel ilgin varsa gir yoksa diğer kiliseleri gez diyorlar.

Karanlık Kilise kubbeli ve 4 sütunlu bir kilisedir. Duvarları Hıristiyanlık için önemli olan ve İncil'de de geçen bazı önemli olayların sahnelendiği freskler ile süslenmiştir. Ana kubbenin içinde yer alan Hz. İsa tasfiri 11. yüzyıl Bizans sanatını örnekleyen önemli eserlerden birisidir. Freskin etrafında bulunan IC, XC harfleri Hz. İsa'nın isimleridir. Hz. İsa'nın üç parmağını birleştirmiş olarak resmedilmesi Hıristiyanlıkta önemli bir yeri olan Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlemesini temsil etmektedir. Bu sembolleri bölgedeki birçok kilisede görebilmek mümkündür. Karanlık kilisede ayrıca Musevilerin kutsal kitabı olan Tevrat'dan alınmış bazı olayların da resmedildiği görülebilmektedir.

Karanlık kiliseden ayrılarak sıradaki durağımıza doğru yürümeye başlıyoruz. Fotoğraftan görebileceğiniz gibi ilerledikçe yavaş yavaş daha yüksek bölümlere doğru ilerliyoruz.

Sıradaki durağımız yine narteksinde mezar bölümleri bulunan Azize Catherine Şapeli.O devirlerde kiliseler ve şapeller sponsorlar tarafından yapılan bağışlarla yaptırılıyor. Bu şapel Anna adında bir sponsor tarafından Azize Catherine için yaptırılmış. Anlatılana göre Azize Catherine Hz. İsa'yı rüyasında görüyor ve uyandığında parmağında Hz. İsa'nın yüzüğünün takılı buluyor. Yıllarca Mısırda hermit olarak yaşamış Azize Catherine birçok öğrenciye hıristiyanlığı öğretmiş bir şahsiyetmiş.

Apsis bölümünde aziz tasfirleri olan bu şapelin duvarları geometrik şekillerle süslenmiş.

Azize Catherine şapelinden ayrılarak Çarıklı Kilise'ye doğru yöneliyoruz. Çarıklı Kilise diğer kiliselerden yüksekte yapılmış, alt katında da bir yemekhane bölümü bulunan bir kilise.

Çarıklı Kilise'nin altında bulunan bu yemekhane de mutfak kısmının yanında bulunan diğer yemekhaneye çok benziyor ancak bu yemekhanede şarap servisi yapılan bölümler bulunmuyor. Bu nedenle burada manastırda eğitim gören öğrencilerin yemek yediğini düşünüyoruz. Masa bölümünün bir tarafına Malta Haçı sembolü işlenmiş, diğer tarafında da Hz. İsa'nın son akşam yemeği'nin sahnelendiği bir tasfir bulunuyor.Hz. İsa'nın Romalı askerlere yakalanmadan önce havarileri ile yediği son akşam yemeğinin gösterildiği bu sahnenin yemekhane içine resmedilmiş olması da yemekhanenin ilginç özelliklerinden birisi. Birçok kilisede görebileceğiniz bu sahne çok ilginç detaylar içeriyor.

Yemekhane bölümünden çıkıp merdivenleri tırmanarak üst kattaki Çarıklı Kilise'ye geçiyoruz. Çarıklı kilise adını Hz. İsa'nın göğe yükselişinin resmedildiği freskin altında bulunan ayak izlerinden almış. İki sütunlu ve 4 kubbeli bu kilisenin de durarları çok hoş freskler ile süslenmiş.

Kapadokya'yı kuzenim Erdem ile gezmenin benim açımdan en güzel tarafı birçok ilginç hikaye öğreniyor olmam. Diğer gezenler içeriye şöyle bir bakıp geri çıkıyorlar ama biz her yerde en az yarım saat kalıyoruz. Her birini hafızamda tutup anlatabilmem imkansız ama kilise duvarlarındaki çok küçük ayrıntıların bile ilginç hikayeleri var. Bu nedenle sadece kiliseleri değil Kapadokya'nın neresini gezerseniz gezin bilen birileriyle birlikte gezmenin büyük fark yaratacağını bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Çarıklı Kiliseden sonra bir de iskeletli şapel olarak bilinen ve içinde iskeletler bulunan bir şapel daha var ancak ben ne olur ne olmaz diye düşünerek iskelet fotoğraflarını koymak istemedim. Müze içinde yaptığımız gezi burada sona eriyor. Buradan sonra müzenin biraz ilerisinde bulunan Tokalı Kilise'ye gideceğiz. Tokalı Kilise bölgenin bilinen en eski ve en büyük bir kilisesi olduğu için onu ayrı bir yazıda ele almak istedim. Bu yazıda yer vermediğim başka birçok fotoğrafın bulunduğu fotoğraf galerimizi aşağıdaki bağlantıyı kullanarak ziyaret edebilirsiniz.


Ziyaretçi kullanıcısının resmi

Ben göremenin eski Millipark Müdürüyüm, jeolojik doğal durumu korumak herkesin görevidir. Milliyet blogda göreme yazılarım var. @mehnar

Ziyaretçi kullanıcısının resmi

biz de bir televizyon programı için gelmeyi planlıyoruz acaba kuzeniniz erdem bize de rehberlik yapabilir mi??

Ziyaretçi kullanıcısının resmi

Çok güzel anlatmışsınız.Cep telefonundan sizin yazılarınızı okuyarak heryeri gezdik.çok keyıfliydi rehberle olsa bu kadar olabilirdi çok teşekkürler...

Ziyaretçi kullanıcısının resmi

Çok güzel bir yazı olmuş, Göreme'de kısa bir tur atmış gibi hissettim.

Ziyaretçi kullanıcısının resmi

bence cok güzelyer ben gördüm

Ziyaretçi kullanıcısının resmi

verdiğiniz bilgiler gerçekten çok çok güzel. gittiğimde bana çok faydası olacak. çok teşekkürler emeğinize sağlık

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Bu bölümden ekleyeceğiniz adreslere rel="nofollow" ibaresi eklenecektir.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi